KAYNAKÇA

Ahmet Oktay, "Bilge Alkor'un Resmi Üstüne" - 13.01.1986

Milliyet Gazetesi (Ahmet Oktay)

BİLGE ALKOR'UN RESMİ ÜSTÜNE

AHMET OKTAY

Alkor'un, öncelikle bir sorunsal kurmaya eğilim duyduğu sezili­yor. Yaşadığımız dünyaya, yaşadı­ğımız güne ilişkin bir sorunsal. Bu yüzden, Alkor'un resimleri, öykü ile durum arasında yer alıyor. Resimlerin adları bile, seyirciyi bu düzlemlere çekmeye yetiyor: Ağır Gece, Son Sahne, Kurban. Ne var ki, tablolar bilinen bir öykünün be­timlemesini ya da anlatılmasını amaçlamıyor. Gerçekten de, Kur ban'da seyrettiğimiz şu bilinen İbrahim Peygamber öyküsünden daha fazla bir şeydir. Resim, dra­matik gerginliğini öyküden değil, resimsel öğelerin, yani figürlerin ve renklerin düzenleniş ve eklemleniş biçiminden almaktadır. Ağır Gece adlı tablo için de söynebilir aynı şey. Gerçekten de, ad'ın çağ­rışımları değildir göz'ü tuvalin üzerinde durmaya zorlayan. Doğ­rudan doğruya, yanyana yatmış o iki figür'dür. Son Sehne, öykü­sel, daha doğrusu yazınsal bir kat­man oluşturuyor görünse bile, son kertede, yalnızca iki yüz'ü göstermektedir bize.

Bu üç resim, bir oluşmamışlığı değil, sürekli biçimde çözülüp da­ğılmayı, çürümeyi, yalnızlığı ve kurban edilişi imlemektedir. Parçalanmış, tümlüğünü yitirmiş bir dünyadır. Bu yanıyla da derin bir karamsarlığı dışa vurmaktadır. Alkor'un resimlerine hep insanlık durumu'na gönderen adlar koy­maya yöneltenin de bu karamsar­lık olduğu söylenebilir.

Bilge Alkor'un biçim ve biçemi­nin, nesnelleştirmeye çalıştığı dünyaya uygun düştüğü söylen­melidir. Yüzlerin ve bedenlerin be­lirsizliği, kırılganlığı kadar, ressa­mın paletinin renkleri de varolu­şun kendisine içselleştirilmiş olduğu izlenimini veren bu karam­sarlığı dışa vurmaktadır. Biçem (üslup), hiç kuşkusuz, yalnızca malzemenin kendisinden ve kulla­nış yönteminden oluşmaz. Biçem, dünyayı kavrayış ve o dünya ha­kında söz alış biçimiyle belirlenir. Buradan bakıldığında, Alkor'un biçemiyle, yaşanan dünyanın ken­disine karşı yöneltilmiş bir protes­to olmayı seçen Alman dışavurumculuğu'nun ve Bacon'ın biçem kaygıları arasında uzak yakın iliş­kiler kurulabilir. Ama söylemek bi­le fazla: Bir öykünme değildir söz korıusu olan, bir tavrı paylaş­ma'dır. Hiç kuşkusuz, Alkor'un resmide, zaman içinde değişebilir ve başka uğraklar seçebilir. Çünkü halen arayan bir ressam Alkor. Ama sanatçının metafizik kaygıla­n hiç kaybolmayacakmış gibi geli­yor bana.

BILGE ALKOR -- "Yalancımn saati" 1984. Çinko baskı. 35x50 cm.

Ahmet Oktay, Milliyet gazete­si 13.12.1986