KAYNAKÇA

Zeynep Rona, "Bir Çığlık: Kış Yolculuğu" - 11.11.2004

Cumhuriyet Gazetesi (Zeynep Rona)

Bilge Alkor, şiir ve müzikle iç içe bir sanatçı. Ancak bu iç içelik karşımıza yalnızca bir yaşam biçimi olarak değil, sanatçının anlatım biçiminin harcı, temel bileşimi olarak da çıkıyor. Bu noktada neyin neyi tetiklediği doğrusu pek de belli değil. Şiir ve müzik midir onu esinlendiren, yoksa iç dünyası mıdır onu Shakespeare'e ya da Schubert'e yönelten? Aslında her ikisi de. Sanatçı bir şeyi okurken ya da dinlerken "görmeye" başladığını belirtiyor ve gördüklerini iç dünyasında harmanlayarak onların artık kendi dünyasıyla bütünleştiğini, sanal ile gerçeğin iç içe geçtiğini söylüyor. Ama bu sanıldığı kadar da rastlantısal değil sanki, çünkü Alkor'un aradığı bir şey var. Gizli güçler. Sanatçı 1996'da Shakespeare'in Bir- Yaz Gecesi Rüyası ve Fırtına oyunlarından hareketle gerçekleştirdiği dizilerinin1 bu oyunların içindeki fantastik öğelerden kaynaklandığını söylüyor; gizli güçlerin, cinlerin, perilerin karıştığı her şeyin onun ilgisini çektiğini artık biliyoruz. Dolayısıyla o bunların nerelerde karşısına çıkacağını seziyor ve bu tür bir iz yakaladığında tutkuyla onun peşinden gidiyor ve ta derinliklerine iniyor. Enis Batur, Alkor'un "Bir Yaz Gecesi Rüyası" ve "Fırtına" dizilerini yorumlarken sanatçının "Shakespeare'i okumaya" giriştiğini ve bu okumanın "Derinlemesine, çaprazlama, altüst edici bir okuma" olduğunu belirtiyor.2 Bilge Alkor böyle bir ruh haline girdiği zaman sanırım bir süre sonra varlığının ana eksenine de peşinde koştuğu ve yakaladığı "şey" egemen oluyor.

"Kış Yolculuğu"nun da böyle bir geçmişi var, ta sanatçının 20'li yaşlarına uzanan. Alkor, Schubert'in Kış Yolculuğu'nu (Winterreise) ilk dinlediğinden beri dizelerdeki ve tınılardaki (seslerdeki) gizil güçlerin çekim alanına girmiş ve bir gün bunlarla hesaplaşması gerektiğine inanmış, ancak sanatçının bu dizi üzerine çalışmaya başlaması "Bir Yaz Gecesi Düşü" ve "Fırtına" dizilerini tamamladıktan sonraya denk gelmiş. Sctıubert'in "dehşet dolu şarkılardan oluşan bir çevrim"3 olarak tanımladığı Kış Yolculuğu'ndaki lied'lerin4 o sıralarda kötü olan moralinin de etkisiyle sanatçıyı tükenme noktasına getirdiği bilinir. Schubert Kış Yolculuğu'nu 1827'de besteledi. Aym yıl Wilhelm Müller, ertesi yıl da Schubert öldü. Kış Yolculuğu, doğumdan ölüme yaşamın bir metaforuydu.

Bilge Alkor, Kış Yolculuğu ile hesaplaşmaya 10 m uzunluğundaki Gezgin ve Gölgeleri ile başlamış. Bu resim, gezginin son yolculuğunun bir özeti gibi. Gezginin merkezde durduğu resmin sol tarafında gezginin sevgiliyi geride bırakarak yoculuğuna başladığı geceyi temsil eden karga, sağ tarafında da yolculuğun sonunu simgeleyen laternacı figürü var. Alkor, gezginin bu yolculuğa çıkış nedeninin yalnızca çektiği aşk acısı olmadığını, umutsuzluğun insanı içine çeken evrensel acı olduğunu belirtiyor. Gezginin sanrılar içinde yaptığı bu iç yolculuğunun ne kadar sürdüğü bilinmez, ama o yaralarını derinden deşerek sonunda kendini çılgınlığa sürükler.

Sanatçı bu yapıtında, dizinin diğer resimlerinde de olduğu gibi Schubert'in büyük bir incelikle müziğe çevirdiği doğanın dilini yakalamaya ve tınıları resim diliyle ifade etmeye çalışmış. Bitkilerin fisıltıları, fırtınanın derinden gelen uğultusu, yaprakların ve kanatların hışırtısı, yüreğin çarpışı, doğanın neredeyse duyulmayan bütün seslerini insan bu tuvallerde çizgi ve renklerin iç içe geçişlerinde, renk dalgalanmalarında ve tekrarlanan renk lekelerinde hissedebiliyor. Müzik eleştirmeni Richard Capell'e göre Kış Yolculuğu ateş ve kar, sel ve buz, yakan/eriten ve donduran gözyaşları gibi karşıtlıkların şürselliği üzerine kurulmuş.5 Alkor bu karşıtlıkları açık ve koyu tonlarla veriyor. Onun için siyah, yok olma ve ölümü; beyaz, kar ve buzu; kırmızı da tutku ve yarayı; gümüş rengi iç donmuşluğu; altın rengi de aldatıcı bir ışık olarak kar firtınası öncesini simgeliyor. Alkor ayrıca çelik mavisini de yarattığı soğukluk etkisinden ötürü kullandığını belirtiyor.

"Kış Yolculuğu"nun diğer resimleri de tek tek bazı lied'lere göndermede bulunuyor. "Rüzgâr gülüyle oynuyor sevgilimin damında rüzgâr..." dizelerinden kaynaklanan resimlerinde sanatçı rüzgâr gülünü yürek biçiminde düşünüyor ve onun rüzgârla dağılıp fırtınaya karışmasını istiyor. "Donmuş gözyaşları yanaklarımdan aşağı kayıyor..." dizeleri onda eriyen, akan ve yere ulaşmadan buz kesen biçimleri çağrıştırıyor, yürek ve kar taneleri bu resimlerinin egemen imgeleri. Aynı lied'de "Karda onun ayak izlerini boşuna arıyorum..." ve "Yeri öpmek istiyorum, kar ve buzu eritmek sıcak gözyaşlarımla, toprağı görünceye dek..." dizelerini aktardığı neredeyse siyah-beyaz tuvallerinde egemen imgeler ayak izleri ve yer yer karın altından açığa çıkan toprak. Alkor aynı  temayı bir dizi kâgıt işinde de tekrarlıyor, ancak bu kez izler sevgilinin ayak izleri değil, onlar köpek, kurt pençeleri, bitki izleri, hatta geçmişten kalan fosiller, hepsi yere yapışan, belki de anılara uzanmak isteyen izler.

Schubert'in lied'leri arasında en bilineni ve diğerlerinden bağımsız olarak seslendirileni "Ihlanıur Ağacı"dır. Kışın ortasında baharı çağrıştıran ıhlamur ağacı, gezgine eski anılarını anımsatırken, dallarıyla onu kucaklamaya hazır, belki de huzur verici bir hayalet gibidir.

"Sevinçlerimiz ve acılarımız, bir yalancı ışığın oyunu hepsi..." dizeleri Alkor'un tuvalinde karanlıkta parlayan bir buzul ışığına dönüşüyor. Gezgini yolculuğu boyunca anıları hiç yalnız bırakmıyor. O da bu anılarla her defasında bir düş dünyasına dalıyor. "İlkbahar Düşü" de bu düşlerden biri. Sanatçı bu temayı ele aldığı bir dizi tuvalde biçimi olmayan soyut lekeler önce yavaş yavaş kırmızı bir çiçeğe dönüşüyor, sonra da çiçek karararak, düşün yerini gerçek alıyor.

Gezginin bu yolculuğu boyunca peşini bırakmayan ve onu düşlerinden gerçeğe döndüren hep bir karga. Alkor kargayı bir saplantı simgesi olarak ağırlıklı olarak kâğıt işlerinde ele almış. "Bir karga kentten benimle çıkıp geldi", "Karga, acayip yaratık, bırakmayacak mısın beni?", "Karga, yolculuğumuz çok uzun sürmeyecek, göster sonunda neymiş sadakat mezara dek" dizeleriyle eşleşen kâğıt işlerin tümünde, karganın kanat çırpışlarında, Schubert'in müziğini bir kez daha duymak mümkün.

Schubert Kış Yolculuğu'nda, Müller'in bazı şiirlerinin sırasını değiştirmiş6, ama "Laternacı" ikisinde de son. Alkor laternacıyı iki kez işlemiş. Gezgin ve Gölgeleri'nin son sahnesinde ve Laternacı'da. Gezgin ve Gölgeleri'ndeki laternacı, Erken Rönesans resimlerindeki "Meryem'e Müjde" sahnelerine gönderme yaparak ölümün habercisi olarak ele alınmış ve bu dönemin katı inanç sistemini yansıtacak biçimde korkutucu bir imge olarak işlenmiş. "Laternanı çevirir misin benim ezgilerime?" sorusunun eşlik ettiği Laternacı'daysa Alkor, gezgin ile laternacının özdeşleşmesini, "bir" olmasını ve son bir çığlık gibi bellekte kalmasını istemiş. Bu imge aslında Müller'in şiiriyle olduğu kadar Sclıubert'in müziğiyle de uyum içinde. Müller'in dizelerinde yolculuğunun sonunda artık usunu yitiren gezgin, karşısına çıkan laternacı ile yazgısını birleştirir; ikisi de karın içinde yok olurlar. Schubert de bu son lied'inde artık ağıt yakmamakta; gezgin ile laternacıyı hiç durmayan çalgı sesiyle sonsuza yollamakta.

Bilge Alkor sanatlar arasındaki benzerliklerden etkilenen ve sanatın salt biçim değil, tinsel içerikten de oluştuğuna inananlardan.7 Bu bağlamda kendisini Münih Akademisi'nde eğitim gördüğü yıllardan beri Alman Dışavurumcuları'na, özellikle de sanatlar arası etkileşime açık olan Mavi Atlı grubuna (Der Blaue Reiter) yakın hissediyor, Kandinsky'nin tinsel içeriği biçimin önünde tutmasına bağlı olarak müzik He resim arasında kurduğu ilişkilerden etkileniyor. Alkor'un resimlerine bakarken bu ilişkileri göz ardı etmemek ve sanatçının bu olguyu resimlerinde nasıl içselleştirdiğini sezinleyebilmek gerek.

Zeynep Rona (Sanat Tarihçisi)

Ekim 2004

 

1 Alkor dizisini "Bir Yaz Gecesi Düşü" olarak adlandırmıştı.

2 Enis Batur, "Bilge Alkor'un fırtına sergisinden izlenimler", Cıımhuriyet, 23 Nisan 1996.

3 Stefan Kunze, "Schubert's Winter Journey", Schubert-Masterworks (CD)

4 Almanca'da "şarkı" anlamına gelen lied, ashnda bir şürden şarkı olarak söylenmek üzere yapılmış bestedir.

5 Richard Capell, Schırbert's Songs, Pan Books Ltd., Londra, 1956, s. 230.

6 Capell, age, s. 229.

7 Sanatçımn ?9 Nisan 1997'de Ayşe ve Ercümend Kalmık Vakfı'nda yaptığı konuşmasından.