KAYNAKÇA

Prof. Dr. Ümran Bulut, "Görsel Opera" - 17.05.2007

Cumhuriyet Gazetesi (Prof. Dr. Ümran Bulut)

Görsel Opera

Sihirli Flüt Operasını bilir misiniz? Mozart'ın hani o müthiş eserini... Gidin bu kez de resmini görün. Milli Reasürans' da "Son derece estetik hazırlanmış, tam da operaya atıfta bulunmuş!" dedirtecek alımlı sergiyi görün. Görsel operayı izleyin. Tamino'yla Pamino'nun öyküsünü renklerin çoskusunda yaşayın. İnsamn yapısını avucunuzun içinde eleyin. Kıvırın bükün, atın kötülükleri, iyilik için verilen savaşları düşleyin. Dinleyin sihirli flütten karanlık gecenin güneşe nasıl yenildiğini.

Bilge Alkor sergileri bizleri hep alıp bir yerlere götürmeleriyle unutulmaz oldu. Problem ‘görsell uyum' dan ‘görsel metin'e oradan da 'anlam'a uzanıyordu ama her biri ayrı ayrı birbirlerine öyle sarılmışlardı ki, sarmal olmuşlar, griftleşmişlerdi adeta. İsteyen metne, isteyen gördüğüne dalıp gitmeliydi. İçsellikle üretilen resimler sizi de içselliğinizle karşı karşıya bırakıyor, düş gücünüzün duraksamasını kabul etmeyerek Alkor gibi kırmızının ateşinde dolaşıp aşka dalışınızı hızlandırıyordu. Olan şuydu aslında: Koskoca bir yapıtın önünde hareket ya da renk olsun, olup bitene baktıkça bakanız geliyordu. Görünen soyuttu, ama pek derindi... Acaba bu Schubert'in müziğini mi dinleme istenciydi? Shakespeare'in şiirini mi?

Bilge Alkor kendisi için bakın ne diyor: "Düşler evreni çalışmalarımda önemli bir izlek

oldu." Düşün resmini yapmak. Goya gibi, Fussli gibi hissetmek bu olsa gerek. Günlerce çalışmak, düşünmek, uykuda da didinmek, sonra birden bittiğine inanmak... Fırça darbelerinde sinir yok, renkler şeffaf mı şeffaf, bazende ağır mı, ağdalı mı ağdalı, sıcaklar soğuklar hepsi oradalar. Püskürtmeler alabildiğince kesintisiz. Dokular ritmik ya da düzensiz. Özellikle karışık teknikte büyük boyutlu olanlarla verilen uğraşı soyut dışavurumcu tavrın engellenemez etkileyiciliğini bağırmakta.

Milli Reasürans'a giriş ve merdivenlerden aşağıya iniş sahne sanatlarını, sinemayı anımsatan bir düzende. Öyledir ya, genelde inersiniz veya çıkarsınız sonuçta bir salona ulaşırsınız. Orada sahnede birşeyler izleyeceksinizdir. Sunum müziğiyle, sesiyle size bir dünya yaşatacaktır. Alkor'un sergisi tıpkı böyle hazırlanmış. İlk karşılaştığınız resimler operadan parçaları anımsatıyor. Olayın içine girişinizi kolaylaştıran ve aşağıya indiğinizde yani "perde" dendiğindeki ana hazırlanıyorsunuz. Bakın merdivenlerin ortasındaki ürkütücü ejderha da sizi beklemekte. 3.88 cm.lik boyuyla ve iki ucunda gerilimi körükleyen kırmızısıyla nasıl da itici kılınmış! İndiğinizde küçük salona girin, kelebekleri sakın kaçırmayın. İçinizi rahatlatin. "Hayat bu değil mi? Sıkıntımn ardindan elbet bir rahatlama olacak ki, yaşayabilelim." deyin. Bunlar Alkor'un sıkça kullandiği Foto- resimlerden bazıları. Devami büyük salonda tuval üzerine yağlıboya ve akrilikle yapılmış olanlarla birlikte sergilenmiş. İlginçler; hoşlar, alımlılar. Hem operayı gösteriyorlar, hem de tıpkı büyük boyutlu tuvallerdeki gibi plastikte estetiğin sınır tanımamazlığını.

Sanırım siz de benim gibi görsel operayı bol bol alkışlayacaksınız. Sergiyi 1 Hazirana kadar izleyebilirsiniz.

 

Prof. Dr. Ümran Bulut